60 YILLIK RÜYAMIZ YERLİ OTOMOBİL

Türkiye'nin yerli otomobil serüveni 1929’da başladı. O tarihten sonra birkaç teşebbüs daha oldu, ancak başarıya ulaşmadan son buldu. Ancak, Türkiye yerli bir otomobil üretme fikrinden vazgeçmedi. 16 Haziran 1961 tarihi yerli otomobil üretmenin dönüm noktası oldu. Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, yerli bir otomobil üretilmesini ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına yetiştirilmesi talimatını verdi. Bunun üzerine 20 mühendis Ankara'ya çağırılarak yerli otomobil üretilmesi için 4,5 ay gibi kısa bir süre verildi. Eskişehir'de Demiryolu Fabrikalarında 48 mühendis ve 200 işçi gece gündüz çalışarak ismi Devrim olan bir otomobil ürettiler. İlk otomobil beyaz renkli iken, diğer otomobil siyah renkli ve makam arabası olarak üretildi. Siyah renkli Devrim'in son kat boyası 28 Ekim akşamı vurulmuş, pasta ve cilası ise Ankara'ya sevk edilirken gece trende yapılmıştı. Buharlı lokomotifin bacasından sıçraması muhtemel kıvılcımlardan korumak amacıyla benzin depoları boşaltılmış, ancak manevra için depolarında birkaç litre benzin bırakılmıştı. Otomobillere asıl benzin ikmalı ise Sıhhiye'deki Benzin İstasyonunda yapılacak, sonra da Meclis'e götürülecekti. 29 Ekim sabahı, Devrim’ler motosikletli kalabalık bir trafik ekibinden oluşan eskort eşliğinde yola çıktı. Eskorttakiler, benzin alma işinden haberleri olmadığı yada haber verilmediği için, benzin istasyonuna uğramadan yola devam ettiler. Meclis'in önüne gelindiğinde durum anlaşıldı, acele getirilen benzin 1 numaralı Devrim’in deposuna kondu. 2 numaralı Devrim’e benzin konacağı sırada Cemal Paşa Meclis'in önüne gelmiş ve Anıtkabir'e gitmek üzere 2. Devrim’e binmişti. Yola çıkıldı. Fakat 100 metre sonra motor durdu. Cemal Paşa'nın "Ne oluyor? " sorusuna direksiyondaki Yüksek Mühendis Rıfat Serdaroğlu "Paşam, benzin bitti." cevabını verdi. Paşa'dan özür dilenerek 1 numaralı Devrim'e geçmesi rica edildi. Buna uyan Cemal Paşa Anıtkabir'e 1 numaralı Devrim ile gitti. İnerken "Batı kafasıyla otomobil yaptınız ama, doğu kafasıyla benzin ikmalini unuttunuz" sözlerini söylemiş ve Devrim’in yolculuğu başlamadan bitirilmişti. Ertesi gün gazeteler, dergiler ve işbirlikçiler “Yerli otomobil” üretim başarısı yerine başarısızlık hikayesini yazmışlardı. Böylece yerli otomobil üretilmesini istemeyen yerli işbirlikçiler amaçlarına ulaşmış ve Türkiye’nin yerli otomobil rüyasını noktalamışlardı.

Eğer 29 Ekim 1961’de Devrim engellenmeseydi ve fabrikası kurulup üretime geçilseydi, Türkiye şimdi otomotiv sektöründe çok daha farklı bir konumda olurdu. Çünkü her şeyin bir gelişim süreci olduğu gibi, tam donanımlı otomobil/araç üretmenin de bir gelişim süreci vardır. Devrim’in engellenmesi gelişim sürecini de ortadan kaldırmış, Milletimizin rüyası suya düşmüştü. Devrim’den sonra birkaç teşebbüs daha oldu, ancak onlar da maalesef başarıya ulaşamadı.

Aradan yıllar geçmesine rağmen Devrimin yarattığı travma unutulmadı. 2011 yılında yerli otomobil üretimi tekrar gündeme geldi. 2017'de süreç hızlanarak 5 babayiğit arandı. 2 Haziran 2018'de 5 babayiğit bir araya geldi, Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) İşbirliği Protokolünü imzalayarak yerli otomobili üretmek üzere anlaşıp, çalışmaya başladılar. Sonunda Türkiye’nin 60 yıllık rüyası olan yerli otomobili ürettiler. Ve nihayet 27 Aralık 2019 tarihinde Cumhurbaşkanımızın da katılımı ile Kocaeli Bilişim vadisinde yerli otomobillerin tanıtımı yapıldı. TOGG tarafından üretilen bu araçlar; tamamen elektrikle çalışmakta, motor güçleri 200 ve 400 BG, batarya ömrü 8 yıl, şarj süresi 30 dak (%80) ve menzili 500 km olarak verildi. Teknik özellikleri Tesla’nın elektrikli aracına göre oldukça iyi durumda olduğu anlaşıldı. Ülkemizin otomobili Milletimize hayırlı olsun.
Açılış sırasında üretilen araçların üretim serüveni anlatıldı ve teknik özellikleri tanıtıldı. Halkımızın büyük bir kısmı aracı beğendi ve sahiplendi, heyecan duydu, mutlu oldu. Bir kısmı ise önyargılardan kurtulamadığı için “bu araçlar yurtdışında tasarlandı, üretildi, yerli değil, üretilemez” gibi bir çok olumsuz cümleler sarf etmeye ve yazmaya başladılar. Bu önyargıların arkasında yaşanılan olumsuzluklar ve travmalar vardı. İnsanımız yıllardır "bir şey yapamazsınız, geliştiremezsiniz ve üretemezsiniz" diye aşağılandı, inandırıldı ve batı hayranlığı oluşturuldu. Bu manüpülasyon halkımızın bir kısmında özgüven eksikliği ve aşağılık kompleksi yarattı, travma oluşturdu. Uzun yıllar yapılan bir propagandanın tesirlerini, izlerini, yaratılan travmaları kısa sürede atmanın zor olduğunu düşünüyorum. Örnek vermek gerekirse, ilkokul birinci sınıfta ilk fişimiz "UYU UYU YAT UYU" idi. Böyle yetiştirilen bir nesil uyanabilir mi, teknolojik ürünler geliştirebilir mi, geliştirilmesine ve üretilmesine inanabilir mi? Elbette kolay değil. Eğer yerli aracı küçümseyen, görmezden gelen, üretilmesine inanmayanların böyle bir kompleksi yoksa, ancak hasetleri ve kibirleri olabilir. Bizde deriz ki; Türkiye gelişmeye ve yükselmeye devam etsin de varsın olsun kibir ve haset abideleri.

Yerli aracın üretim tarihi 2022 olarak öngörülmekte. Bu tarihe kadar fabrika inşası ile üretim bantlarının kurulumu tamamlanacak, varsa eksiklikler giderilerek araçlar üretilmeye başlanacaktır inşallah. Böylece binlerce insanımıza iş imkanı sağlanacak, ithal edilen binlerce araç için ödenen milyarlarca TL ülkemizde kalacak, binlerce araç ihraç edilerek milyarlarca TL para kazanılmış olacaktır. Sonuç olarak yerli araçların üretilmesi ile ülkemize çok sayıda katma değer sağlanacaktır. Bunlardan en önemlisi ise Milletimizin “Özgüven kazanımı” olacaktır. Çünkü özgüveni olan bir millet; uçan otomobiller/araçlar, uçak, helikopter, siha, hava savunma sistemi, tren, gemi, denizaltı ve hasılı kelam tüm teknolojik cihazları/araçları geliştirebilir ve üretebilir. Böylesi bir neslin ve milletin bileği asla bükülemez, sırtı yere getirilemez.

Yerli otomobilin üretim aşamasına gelene kadar satış ve servis ağlarının oluşturulması, şarj istasyonlarının ülke genelinde yaygın olarak kurulması gerekmektedir. Şehirlerde, yerleşim yada muhtelif yerlerde şarj istasyonlarının kurulması için elektrik altyapısının çok sayıda aracın aynı anda şarj edebilmesine imkan sağlayacak hale getirilmesi yada trafoların uyumlu hale dönüştürülmesi gerekiyor. Dileğimiz 2 yıla kadar bu eksikliklerin tamamlanmasıdır.

Vel hasıl irade konulduğunda, insanımıza imkan verildiğinde ve organize edildiğinde dünyayı kıskandıracak projelere imza atacaklarına yürekten inanıyorum. İnancım odur ki insanımız/mühendislerimiz hayallerimiz olan nice güzel projeleri gerçekleştirecekler ve hep birlikte bu mutluluğu yaşayacağız inşallah. Bizlere düşen ise vatanını, milletini seven donanımlı mühendisler yetiştirmektir.

Bu vesileyle hayalimiz, özlemimiz ve 60 yıllık rüyamız olan “yerli otomobil”in gerçeğe dönüşmesi için irade koyan Cumhurbaşkanımıza, imkanlarını ortaya koyan iş adamlarımıza/babayiğitlerimize, yüreğini esirgemeyen mühendislerimize ve bu aracı üretmek için canhıraş çalışanlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Rabbim yar ve yardımcıları olsun. Selam ve dua ile…