BAHAR KALKANI HAREKÂTI

Bilindiği üzere askerimiz; vatanımızın ve Milletimizin bekası için, mazlumları korumak, barışı ve huzuru tesis etmek için İdlib’te gözlem noktalarında bulunuyordu. 27 Şubat 2020’de İran ve Rusya destekli Esed güçleri İdlib’te askerlerimizin bulunduğu binayı ateş altına aldılar ve bombaladılar. Saldırı sonucu 33 kahraman Mehmetçiğimiz şehid edildi, içimize ateş düştü, yüreğimiz yandı. Mehmetçiğimize yapılan bu hain saldırıyı şiddetle lanetliyorum. Şehid olan Mehmetçiklerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Mekânları Cennet, makamları âli olsun. Ailelerine ve Milletimize başsağlığı, yaralılarımıza şifa diliyorum.

İdlib’te 33 kahraman Mehmetçiğimizin şehid edilmesi, bir o kadarının da yaralanması bizleri derinden üzdü. Bu hain saldırının arkasında sadece Esed’in güçleri yoktur, İran’ın ve Rusya’nın silahları ile birlikte askerleri de var. Putin Rusya'nın kimseye savaş açmadığını söylese de, gözlem yerlerinde bulunan Mehmetçiklerimiz hedef alınmış ve şehid edilmiştir. Şehid edilen askerlerimizin kanlarının yerde kalmayacağını, bu saldırıyı asla içimize sindiremeyeceğimizi ifade etmiştik. Bu cinayet şebekeleri bu saldırıların hesabını vermektedirler ve vereceklerdir. Bu saldırılarla Milletimizi asla sindiremeyecek, Mehmetçiğimizi pes ettiremeyecek ve İdlib’ten çıkaramayacaklardır. Çünkü tarihte ispat ettiğimiz gibi, bir ölüp, bin dirildiğimizi herkes biliyor.

İdlib saldırısı ile 33 askerimizin şehid edilmesi ülkemiz için sözün bittiği yer oldu. Türkiye meşru müdafaa hakkını kullanarak "Hedefimiz, birliklerimize saldıran Rejim askerleridir” deyip, Bahar Kalkanı Harekâtını başlattı. Bu harekâtla hedefimiz; şehid edilen askerlerimizin kanını yerde bırakmamak, sınırımızı, vatanımızı korumak ve halkımızın güvenliğini sağlamaktır. Eğer biz sınırımızı korumaz, İdlib’i savunmaz isek, Hatay emniyette olamaz, Hatay’da yaşayan halkımız güvenle dolaşamaz. Daha önce yapılan Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekatları nasıl başarı ile sonuçlandı ise, Bahar Kalkanı Harekâtının da başarıya ulaşacağına yürekten inanıyorum.

Türkiye Bahar Kalkanı Harekâtını başlatması ile birlikte, geliştirdiği milli savaş teknolojisini kullandı. İlk defa İnsansız Hava Araçları (İHA), Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA)’ları yaygın ve etkili bir şekilde kullandı ve savaşın yönünü değiştirdi. İHA ve SİHA’lar Esed’in hava savunma sistemlerine yakalanmadan ve sivil halka zarar vermeden Esed’in askeri hedefleri tek tek vuruldu. Esed’in çok sayıda tankı, füze bataryaları, silah depoları, hava kontrol sistemleri ve askerleri imha edildi, şehitlerimizin kanları yerde kalmadı ve acılarımız bir nebze hafifledi. Türkiye IHA ve SİHA’larla İdlib’te askeri hedefleri nokta atışlarla tam isabetli vurarak dünyaya adeta gösteri yaptı. Türkiye milli silahlarını, İHA ve SİHA’ları etkin bir şekilde kullanmasıyla test edildi, dünyanın ilk defa savaş algısını değiştirdi. Teşekkürler Selçuk Bayraktar, teşekkürler tüm mühendisler ve çalışanlar İHA ve SİHA’ları geliştirdiğiniz için, yürekten teşekkür ediyorum hepinize İHA ve SİHA teknolojisini ülkemize kazandırdığınız için ve gençlerimize örnek olduğunuz için, desteğimiz ve dualarımız sizinle.

ASELSAN’da geliştirilen önemli projelerde özellikle yazılım mühendisi olarak çalışan mühendislerimizin yıllar önce araçlarında, evlerinde seri bir şekilde öldürülmesi şimdi daha iyi anlaşılmaktadır. Bu mühendisler; ülkesini seven, çalışkan, donanımlı ve ülkesi için hedefleri olan, projeleri olan mühendislerdi. Bu mühendisler; İdlib’te Esed’in askeri tüm hedeflerini imha eden, milli silahlarımızı sevk ve idare eden yazılım programlarını geliştiren, hazırlayan mühendislerdi. Ülkemiz için hayati öneme sahip o projeler İHA, SİHA olarak, helikopter olarak, Siper ve Hisar olarak, denizaltı olarak hayat buldu ve Bahar Kalkanı Harekâtının seyrini değiştirdi ve 33 Mehmetçiğimizin kanını yerde bırakmadı. Öldürülen mühendislerimize burada bir kez daha rahmet diliyorum.

Esed’in en büyük destekçilerinden birisinin İran olduğunu bilmeyen yoktur. Rusya ve İran olmasa Esed’in askerlerini birkaç günde saf dışı etmek hiç de zor değil. İran; geçmişten günümüze mezhepçi, yayılmacı ve fitne politikalarından asla vazgeçmedi. Her defasında güvenilmez bir ülke olduğunu gösterdi. Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de, Lübnan’da vel hasıl İslam coğrafyasında bu politikalarına devam ediyor maalesef. Suriye’de de çözümden yana değil, sorundan yana oldu. Barıştan yana değil, çatışmadan yana oldu. Sürekli olarak Esed’e silah ve asker verdi, lojistik destek verdi. İdlib saldırısından bu yana hala sessiz ve suskun, müspet ve menfi hiçbir açıklaması olmadı. Belli ki Suriye’de SİHA’ların vurduğu askerler içerisinde çok sayıda İran’lı milisler ve silahları var. İran’ın mezhepçi ve yayılmacı politikaları İran’a sürekli kaybettirdiği gibi, İslam coğrafyasının mazlum milletlerine de kaybettiriyor maalesef. Eğer İran’ın gizli ajandaları olmasaydı ve Türkiye ile samimi ve dostane ilişkiler içerisinde olsaydı, bu coğrafyada savaşlar olmazdı, ülkeler parçalanmazdı, birlik ve güven olurdu, huzur olurdu.

Esed ve Rejim güçlerini destekleyen ülkelerin en başında ise Rusya geliyor. Rusya’nın sıcak denizlere açılma, Akdeniz’e inme hedefleri devam ediyor. Bu yüzden Esed’in isteği üzerine Suriye’ye yerleşmiş, deniz üssü de dahil olmak üzere çok sayıda üs kurmuş durumda. Rusya Esed’e hava savunma sistemi de dahil, her türlü silah, asker ve lojistik destek vermektedir. Idlib saldırısından haberdar olmadıklarını söylese de, kimseyi bu yalanlarına inandıramadılar. Rusya; İdlib saldırısı ile bir kez daha güvenilmez bir ülke olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Türkiye ise, Rusya, Almanya ve Fransa ile birlikte dörtlü bir zirve teklifinde bulundu. Fakat Rusya “böyle bir planımız yok” diyerek Türkiye’nin teklifini kabul etmedi ve Türkiye’yi İdlib’te test etmek istedi. Türkiye ise, İHA ve SİHA’larla yepyeni bir savaş teknolojisi ile saldırı başlattı ve Esed’in askeri hedeflerini yerle bir ederek, sahada neler yapıp yapmayacağını tüm dünyaya gösterdi. Türkiye’nin bu gücünü gören Rusya Türkiye ile görüşebileceğini bildirdi. Yani Türkiye’nin İHA ve SİHA’larla yaptığı saldırılar, Rusya’nın, İran’ın ve Esed’in oyunlarını bozdu. Vel hasıl dün Cumhurbaşkanımız ve heyetiyle, Putin ve heyeti Moskova’da yapılan tarihi bir zirve sonucu 6 Mart 2020 tarihi ve saat 00:01 itibariyle İdlib’te ateşkes kararı aldılar. Bu durum öncelikle İdlib’te yaşayan Suriye halkının, Suriye’nin, Esed’in, Rusya’nın ve Türkiye’nin hayrına olacaktır. Dileriz ki; bu ateşkesle İdlib’te, Suriye’de ve bölgede huzur sağlanır, Suriye’nin toprak bütünlüğü korunmuş olur.

ABD, AB ülkeleri, Rusya ve İsrail gibi emperyalist ülkeler Ortadoğu coğrafyasındaki petrol ve doğalgaz kaynaklarını sömürmek, İsrail’in toprağını genişletmek ve güvenliğini sağlamak, nüfuz alanları oluşturmak için bölgede plan kurmaya, kumpas çevirmeye devam etmektedirler. Ortadoğu’yu bir sömürü coğrafyası, nüfuz alanı olarak gören emperyalist ülkeler, bilmelidirler ki; Mehmetçiğimiz oraları onlara mezar etmedikçe mücadeleden asla vazgeçmeyecektir. İdlib'i Esed ve askerlerinin, İran ve Rus askerlerinin başlarına yıkmadıkça yüreğimiz soğumayacaktır. Bizler Devletimizin ve Ordumuzun yanındayız, yapılan Bahar Kalkanı Harekâtını destekliyoruz. Çünkü bizlere düşen birlik ve beraberliğimizi muhafaza edip, Devletimizin yanında olmak, Ordumuzun muzaffer olması için destek olmak ve dua etmektir. Çünkü şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’nın dediği gibi, biz biliyor ve inanıyoruz ki;

“Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi.

Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.

Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,

Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın”.