İSLAM KARŞITLIĞI (İSLAMOFOBİ) NEDEN ARTIYOR?

Değerli dostlar; geçen Cuma günü Dünya Yeni Zelanda’da yeni bir vahşete, bir katliama şahit oldu. Bu vahşet Cuma günü Camide ibadet eden Müslümanlar üzerine insanlıktan nasibini almamış, Hristiyan aşağılık bir terörist tarafından yapıldı. Dünyanın en özgür ve müreffeh ülkelerinden birisi olarak bilinen Yeni Zelanda’ya dünyanın farklı ülkelerinden çeşitli saiklerle, belki iaşelerini karşılamak üzere giden Müslümanlar hunharca, barbarca katledildi. Bu saldırıyı yapan Hristiyan teröristi ve arkasındaki zalimleri şiddetle kınıyor ve lanetliyorum.

Irkçı ve İslam karşıtlığı (İslamofobi) saldırılara Filistin’de Arakan’da, Mayanmar’da, ABD’de, Avrupa ülkelerinde, Afrika ülkelerinde velhasıl dünyanın çeşitli yerlerinde şahit olduk ve oluyoruz. Müslümanlara yapılan bu tür ırkçı, faşist ve İslam karşıtı saldırılar günden güne artmaktadır. Bu saldırıların artmasında etkin rol oynayan bir çok nedenden bazılarını burada sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu saldırılar; İslam fıtratı üzerine doğan çocuklara anaokulundaki etkinliklerden başlayarak, ilkokulda, lisede ve üniversitelerde okutulan ders kitaplarına varana kadar İslamiyet ve Müslümanlar aleyhinde yazılan yazıların, etkinliklerin ve derslerin sonucudur. Özellikle küçük yaşta dimağı ve ruh dünyaları tertemiz olan çocuklara verilen ırkçı ve İslamiyet karşıtı eğitimlerle büyüyen gençler kolayca yönlendirilebilir ve provoke edilebiliyorlar.

Bu saldırılar; batı dünyasının özellikle Emperyalist ve Siyonist çevrelerin İslamiyet ve Müslümanlar aleyhinde yaptıkları yayınların, propagandaların ve düşmanlığın sonucudur. Çoğu zaman devlet destekli radikal bir takım sivil toplum ve istihbarat örgütlerle, ırkçı cahil yazar ve çizerlerle, tiyatro ve filmlerle, seminer ve konferanslarla, haber ve belgesellerle, radyo ve TV programlarıyla İslamiyet ve Müslüman aleyhinde yayın yapmaktalar, kin ve nefreti yaygınlaştırmaktadırlar.

Bu saldırılar; İslamiyet’in dünyada ve özellikle batı dünyasında önlenemez yayılmasını engellemek için, Müslüman görünümlü paralı teröristlerle İŞİD/DEAŞ gibi sözde İslami terör örgütlerini kurarak Suriye’de, Irak’ta ve çeşitli ülkelerde cinayetler işleterek ve dünyaya reklam ederek İslamiyet terör dini algısını oluşturmaya çalışmalarının bir sonucudur.

Bu saldırılar; sürekli olarak insan öldürmeye yönelik şiddet içerikli oyunların yaygınlaştırılmasının sonucudur. Son saldırıda teröristin saldırı şekli incelendiğinde; şiddet içerikli bilgisayar oyunlarından etkilendiği ve esinlendiği görülmektedir. Saldırı anında soğukkanlı, duygusuz ve duyarsız, adeta sanal alemde bir bilgisayar oyunu oynar gibi saldırıyı gerçekleştirdiği anlaşılıyor. Tamamen öldürme, yok etme ve şiddet üzerine kurgulanan oyunlarla oynayan çocukların zaman içerisinde temiz ve hassas ruh dünyaları bozularak şiddete ve saldırgan bir kişiliğe doğru meylettikleri, bir süre sonra da duyarsız, acımasız ve saldırgan bir karakter ve şahsiyet kazandıkları anlaşılmaktadır.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde meydana gelen bu tür ırkçı ve İslam karşıtlığı saldırılar tehlikeli boyutlara ulaşmadan toplumların, ülkelerin şimdiden tedbir almaları gerekir. Özellikle batı dünyası bu saldırılara karşı olduğunu her platformda kınamalı, açıklama yapmalı ve protesto etmelidir. Maalesef Hırıstiyan ve Yahudi toplumları bu katliamı sessizce, sinsice ve siyonistçe geçiştirmeye çalışmaktadırlar. Halbuki bu toplumlar Fransa’da 2015 yılında Charlie Hepdo Dergisine yapılan saldırıda böyle davranmamışlardı. Öldürülen 12 kişinin cenaze törenine onlarca batılı devlet ve hükümet başkanları katılmış, saldırı kınanmış ve protesto edilmişti. Aynı duyarlılık Yeni Zelanda saldırısında da olması gerekmez miydi. Paris’teki Charlie Hepdo saldırısında olduğu gibi, cenaze merasimine onlarca devlet ve hükümet başkanının katılımıyla protesto edilmesi gerekmez miydi. Bütün ülkeler bu saldırılara tavır koymadıkça, samimi bir duruş göstermedikçe, ciddi tedbir almadıkça bu tür saldırılar da son bulmayacaktır. Bu saldırı; batılı ülkelerin iki yüzlü olduklarının açık bir ispatı olmuştur. Batılı ülkeler; yıllardır inşaa ettikleri İslam karşıtlığı (İslamofobi) eserleri ile övünebilirler, Hristiyan bir teröristin yaptığı katliamla gurur duyabilirler.

Ülkemize gelince; tüm dünyaya yayın yapan televizyonumuz TRT World kanalı aracılığı ile İngilizce ve çeşitli dillerde hiçbir dinde insan öldürmenin doğru sayılmadığını ve reddedildiği ve bu tür saldırıların insanlık suçu sayıldığını spotlarla, geniş programlarla ve her platformda ehil kişilerce izah edilmelidir. Ülkemize yakın olan kardeş ülkelerin uluslararası yayın yapan televizyonlarında da benzer yayınların ve eğitim programlarının yapılması için çaba gösterilmelidir. Gerek ülkemizde, gerekse başka ülkelerde İslamofobi konusunda etkin bir faaliyette bulunulması bütün insanlık için faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Bu tür hastalıklı ruh haline sahip teröristlerin de hakkından gelinmelidir vesselam.

Bu vesile ile, Yeni Zelanda’da Christchurch’te Nur Caminde ibadet eden Müslümanlara silahlarla saldırı yapan Hristiyan teröristi ve arkasındaki zalimleri şiddetle kınıyor ve lanetliyorum. Terör saldırısı sonucunda şehid edilen Müslüman kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Bir kez daha TERÖRİSTLER VE ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM diyorum.

18 Mart 2019

Metropol Gazetesi, Gaziantep